Rainer Maria Rilke
|
İlkçağ esintisi denizden, deniz yeli geceleyin: kimseye değil bu gelişin; uyanık bekleyen anlamak zorundadır sana dayanacak: ilkçağ esintisi denizden en eski kaya için, ancak onun için esen, saf uzayı parçalayarak taa uzaklardan gelen... Nasıl duyar, filizlenen bir incir ağacı seni yücelerde ay ışırken. |
|
|
taş taş değil bağrındır taş senin
nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin
bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin
kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin
anne seninle bağrın döğer gider mi acı
hanidir ferhaddan aldığın ders taş senin
sende mi taşla bir oldun ey sevgili
işitmez oldun beni kalbin taştan taş senin
ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
bana güldür çiçektir attığın her taş senin
gözünü dikme taşa işte parça parçadır
şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin
deprem değildir dağı ve beni sarsan
bir bakışındır komaz taş üstünde taş senin
niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin
-ii-
taş taş değildir bağrındır taş senin
nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin
ülkendir taş ve beton bu yanlış kent
her gün bir yanın biraz daha taş senin
taş alanlarıdır taş insanları taşır bir
nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin
uygarlığı taşla taşımak çağlar üzre
kolların bu denli güçlü müdür taş senin
bir taş devridir ama bağışla beni
niçin bunca geldim üstüne ey taş senin
bir ibrahim bıçağı ikiye biçer taşı
sevgili nasıl kırdı kutlu dişin taş senin
ölüm bir kasırgadır çevirir seni beni
nedir kucağında kocaman bu taş senin
-iii-
bir bir yürürlükten kaldırıp çürümüş devrimleri
en gürbüz bir devrimi dikmek yerine taş senin
nereye koysam seni söyle ey yüreğim
bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin
OSMAN SARI
.
Bu aşk beni mecnun gibi
Çeker beni çöle beni
Dağa beni taşa beni
Bir uçurumdur gözlerin
Atıverir birden beni
Derin bir boşluğa beni
Bir kararda koymaz beni
Çeker mevsimden mevsime
Bir yaza bir kışa beni
Bırakır yem olsun diye
Kurda beni kuşa beni
Sürer bir yokuşa beni
Bilirim ki bir gün beni
Hiç acımaz salar beni
Derin bir ateşe beni
Geliverir bir gün beni
Alır beni gider beni
Ölüm beni ölüm beni
OSMAN SARI
.
Sen gecenin gündüzün dışında
Sen kalbin atışında kanın akışında
Sen Şehrazat bir lamba bir hükümdar bakışında
Bir ölüm kuşunun feryadını duyarsın
Sen bir rüya geceleyin gündüzün
Sen bir yağmur ince hazin
Sen şarkılarca büyük hüzün
Sen yolunu kaybeden yolcuların üstüne
Bir ömür boyu yağan bir ömür boyu karşın
Sen merhamet sen rüzgar sen tiril tiril kadın
Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın
Sen başını çeviren cellatbaşının güne
Sen öyle ki sen diye diye seni anlıyamayız
Şehrazat ah Şehrazat Şehrazat
Sen sevgili sen can sen yarsın
Kendinden birşeyler kattın
Güzelleştirdin ölümü de
Ellerinin içiyle aydınlattın
Ölüm ne demektir anladım
Yer değiştiren ben değildim
Farklılaşan sendin
Sendin bana gelen aynalarla
Sendin bana gelen sendin
Artık ölebilirdim
Bütün İstanbul şahidim
Ben kandan elbiseler giydim
Bundan senin haberin var mı
Sezai Karakoç
« Önceki :: Sonraki »


